6 Şubat 2023 tarihinde, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,8 ve 7,6 büyüklüğündeki iki büyük depremin üzerinden üç koca yıl geçti. 11 ilimizde yıkıma yol açan, 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz ve “asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan bu süreç, yapı güvenliğinin bir tercih değil, hayati bir zorunluluk olduğunu en acı şekilde hatırlattı. Bugün, kaybettiğimiz canları rahmetle anarken, yapı kimyasalları sektörünün bir paydaşı olarak üzerimize düşen en büyük sorumluluğun, “ders çıkarmak” ve mühendislik biliminin gerekliliklerini tavizsiz savunmak olduğunu biliyoruz.

Deprem sonrası hazırlanan akademik raporlar ve saha incelemeleri, yıkılan binaların birçoğunda malzeme kalitesinden ziyade, malzemenin yanlış kullanımından kaynaklı kusurları ortaya koymuştur. Betonarme bir yapının deprem yükleri altında bütünlüğünü koruyabilmesi, betonun kimyasal ve fiziksel yapısının doğru kurgulanmasına bağlıdır.
Saha gözlemlerinde, beton dökümü sırasında işlenebilirliği artırmak amacıyla betona şantiyede sonradan kontrolsüz su eklendiği ve bu hatalı uygulamanın betonun su/çimento oranını bozarak segregasyona (ayrışmaya) yol açtığı tespit edilmiştir. Agrega ve çimentonun birbirinden ayrıştığı bu senaryoda, betonun basınç dayanımı düşmekte ve yapının taşıyıcı sistemi zayıflamaktadır.
Modern yapı mühendisliğinde bu riskin yönetimi ilave su ile değil, yeni nesil kimyasal katkılar ile sağlanmaktadır. Beton katkılarında gelişmiş çözümler, betonun su/çimento oranını değiştirmeden akışkanlığını düzenler. Bu sayede, vibrasyonla yerleştirme hataları minimize edilir, betonun donatıyı tam olarak sarması sağlanır ve tasarım dayanımına ulaşma olasılığı önemli ölçüde artırılır.

Deprem anında binaların ayakta kalmasını sağlayan en temel unsur, betonun içindeki çelik donatıdır. Ancak korozyon (paslanma), betonarme yapıların deprem güvenliğini tehdit eden en sinsi ve yıkıcı süreçtir. Su ve nemin betonun gözeneklerinden içeri sızarak donatıya ulaşması, kimyasal bir reaksiyon başlatır.
Teknik araştırmalar, korozyonun vahametini çarpıcı rakamlarla ortaya koymaktadır: Suya ve neme maruz kalan bir bina donatısı, sadece 5 yıl içinde taşıma kapasitesinin %50’sini, 15 yılın sonunda %90’ını ve 24 yılın sonunda ise tamamını kaybetmektedir. Yani dışarıdan sağlam görünen bir kolon, eğer doğru yalıtılmamışsa, içerideki demir işlevini yitirmiş olabilir.
Nitekim 1999 Marmara Depremi sonrası İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemelerde, hasarlı binaların %64’ünde korozyon tespit edilmiştir. Bu veriler, su yalıtımının sadece bir konfor unsuru değil, statik bir zorunluluk olduğunu bilimsel olarak kanıtlamaktadır. Korozyona uğramış bir donatı, betonla arasındaki aderansı (kenetlenmeyi) kaybeder ve depremin yarattığı çekme kuvvetlerini karşılayamaz hale gelir.
6 Şubat depremleri, yapı güvenliğinin zemin etüdünden malzeme kalitesine, uygulamadan denetime kadar bir bütün olduğunu bizlere en acı şekilde hatırlatmıştır. Türkiye Hazır Beton Birliği’nin de vurguladığı gibi, depreme dirençli yapılar için C30/37 ve üzeri dayanım sınıfındaki betonların kullanımı ve Deprem Yönetmeliği’ne tam uyum şarttır. Ayrıca 2018 yılında yürürlüğe giren “Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği”ne uygun olarak, binaların temelden çatıya kadar suyun zararlı etkilerinden korunması gerekmektedir.
Yapı güvenliği; zemin etüdünden projelendirmeye, doğru malzeme seçiminden nitelikli uygulamaya kadar taviz verilmemesi gereken teknik bir süreçtir.
YAPKİM olarak, “Yapımızda Güven Var” ilkemiz doğrultusunda; betonun mikro yapısını güçlendiren, segregasyonu önleyerek dayanıklılığını artıran kimyasal katkılardan, yapının temelini korozyona karşı bir kalkan gibi koruyan su yalıtım teknolojilerine kadar tüm süreçlerde bilimsel verilerin ışığında üretim yapmaya devam ediyoruz. Sadece bugünü değil, yapının tüm servis ömrünü kapsayan koruma sistemleri geliştirerek, olası afetlere karşı yapı stoğumuzun direnç kazanması için çalışıyoruz.
Bu acı yıl dönümünde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor; bilimin, tekniğin ve mühendislik etiğinin rehberliğinde, depreme dirençli bir Türkiye inşa etme kararlılığımızı yineliyoruz. Geleceği inşa ederken referansımız sadece yönetmelikler değil, insan hayatına duyduğumuz saygı ve bilimin ta kendisidir.

Yapkim Renginizi Seçin!
YAPKİM®
YAPBOND®
YAPBUILT®
YAPFLOOR®
YAPGUARD®
YAPSEAL®
YAPWALL®
YAPWALL®